Thursday, October 29, 2009

Vedat Turkali

E tabii oyle planlamamistim. Yilda bir defa yazmak degildi dusuncem. En son yazimi buraya koyali 408 gun olmus. Tembellik, bezginlik ve yilginlik karisiminin zaferidir bu. Baska bir sey degil. Sanirim Facebook denilen zimbirtinin da etkisi oldu.

Vedat Turkali'nin ilk romani "Bir Gun Tek Basina"yi okuyali yillar oluyor. Sanirim 15 sene olmustur. Ne kadar cok begenmistim. Turkali'nin tarzini o kadar cok benimsedim ki bazen kendimle konusmalari onun bir romaniymis gibi yapiyorum! Mavi Karanlik, Tek Kisilik Olum, Yesilcam Dedikleri Turkiye derken en son Guven'i ve Kayip Romanlar'i okudum. Bir imkan olsa ve zaman icinde geri gidiversem o yasanmislarin boyutuna. Simdilerde Yalanci Taniklar Kahvesini okuyorum. Gozlerim pek saglikli degil. Ne ekrana, ne de yazili bir metine uzun sure bakamiyorum. Bu da isleri zorlastiriyor. Yapmak istedigim bir sey icin altyapi bulamiyorum. Buradaki kitapcilarda aradim eski kitaplarini Turkali'nin. Bulamadim. Eski ogrencilerimden birine gonderecektim hediye olarak. Dahasi, bir kere daha okumak da istiyordum.

30 Haziran 2009 tarihinde Kemal Ozer vefat etti. Ben bunun haberini uc dort gun sonra, onu sevdigimi bilen bir dostumdan aldim. Universite yillarimda cok guzel bir bagim olmustu Kemal abimle. Ona siirlerimi gostermistim. Ne kadar nazik ve yapiciydi. Ne kadar insandi. Kitap fuarlarinda onun standinda yardimci olurdum. Esi Georgina sandvicler yapip getirirdi. Simdi ne yapiyordur Georgina hanim? Ne kadar buyuk bir pismanlik duydum; neden bunca yil bir merhaba dememistim ki? Meslegime basladiktan sonra gorusememistim duzenli olarak. Hele ki Londra'ya geldikten sonra temelli kesilmisti baglarim. En azindan Georgina'yi bulabilir miyim acaba?

Tikanmis bir lavabo gibiyim.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home