Yaklasik on gundur Istanbul'dayim.
Pita hanimdan bahsetmistim daha once. Istanbul'a ulastigim aksam, enistemden Pita'nin 2 gundur kayip oldugunu, sonrasinda da bulundugu, yan binanin cati katinda mahsur kaldigini ogrendim. Enistem havaalaninda beni karsilamaya gelirken ablam da Pita'yi kurtarmaya calisiyormus ve merdivenlerden dusup ayagini catlatmis. Dol

ayisiyla eve ulastigimizdan ablami acile goturdu de tedavisi yapildi. Yegenim 8 aylik Yilmaz'a da ben bakmaktaydim bu olaydan sonraki 5-6 gun boyunca. Daha once hic bebek bakmamistim bu kadar yogun bir sekilde. Son derece zahmetli ve zor bir is. Ayrica evin isleri de bana kaldi cunku ablam ayaginin ustune basamiyor. Hic birinden sikayetim yok ama hayatin bir baska ve zor yonunu tecrube ettim. Evli degilken de evi cekip cevirmek bana bakiyordu ama cok farkliymis. Ote yandan bir insan yetistirmenin ne kadar zor oldugu konusunda okul yillariyla sinirli anlayisim daha da derinlesti. Bir bebege verilen emek ne kadar degerliymis. Pek de sevimli kerata. Ne kadar yorucu olsa da insana enerji veriyor. Bir kac gun once diger ablam geldi bize yardim etmek icin. Daha once gelemedi cunku annemin de yardima ihtiyaci vardi. Ortalik iyice karisti yani. Sanirim pazartesi aksami Pita'yi Nazilli'ye goturecegiz. Annemlerin bahcesinde yasayacak bundan boyle :( Ablam icin oldukca zor bir karardi bu. Fakat surekli disari cikmak istemesi, surekli aglamasi, kisir olmasina ragmen azginliginin neredeyse hic gecmiyor olmasi, yasam alanini yetiskin iki evladiyla paylasmak zorunda olmasi, evde ayrica bir bebek olmasi, olur olmadik yerlere isemesi gibi bilumum hayat zorlastirici etmenler boylesi bir noktaya getirdi bizi. En ideal cozum olmadigini hepimiz biliyoruz. Fakat bu en uygun cozum gibi gozukmekte simdilik. Bu arada Pita hanimin nasil kurtarildigini anlatmadim: Sali aksami ben ulastim ablamlara. O gece bir sey yapamadik. Carsamba gunu olay yeri incelemem sonucunda, bulundugumuz apartmandan yandaki apartmanin catisina ucup, oradan da cati katina ulasip Pita'yi kurtarabilecek kadar atletik olmadigima karar verdim. Sonra itfaiyeye haber verdik. Bu arada, sali aksami ben buraya ulasmadan once ablam itfaiyeyi zaten daha once cagirmismis. Fakat adamlar bu kedi bize gelmiyor, hava da karardi, kurtaramayiz deyip geri gitmisler. Carsamba gunu tekrar cagirdik. Merdiven yukselttiler apartmanin catisina. Tam techizat giyinmis, kaskli, kalin eldivenli bir cengaver itfaiyeci bir baska meslekdasi yardimiyla kedinin mahsur kaldigi yere girdi. Yaklasik 2-3 dakika sonra donanimli itfaiyeci elinde son derece kirlenmis bir Pita, dilinde agza alinmayacak kufurlerle disari cikti. Ben Pita'yi hemen kafesine koydum. Adam o kalin eldivenlerini cikardi ve bana kanayan parmagini gosterdi. Pita dis gecirmis! "Bir suru kedi kurtardim ama bunun kadar vahsisini gormedim!" dedi. Adama bin bir sukran ve minnet ifadelerinden sonra Pita'yi eve getirdik. C

iddi bir travma gecirdigi belliydi. Yaklasik 3 gun surdu. Sonra kendini temizledi (bizim onu neden temizlemedigimizi soruyorsaniz lutfen itfaiyecinin basina gelenleri anlattigim kismi tekrar okuyunuz. Olmadi mi? Peki soyle diyeyim: Pita'nin herhangi bir asisi veya saglik sorununda veteriner klinigine telefon ettigimizde orada seferberlik ilan ediliyor ve veterinerler kediyle ilgilenme kutsal gorevini birbirlerine sunmakta yarisa giriyorlar. Pita'nin klinikteki adi panter kirmasi!). Su siralar eski simarikliklari ve azginliklariyla hayatina devam ediyor. Mesela su anda disari cikmak icin agliyor ve celik kapinin koluna asiliyor. Bir keresinde acmayi basardi. Disari cikmasi yasaklanmadan once, Pita'nin apartmanin icine de isedigini ve ablaminda oralari defalarca temizlemek ve apartman sakinlerinden defalarca ozur dilemek zorunda kaldigini soylemeliyim.
Gecen aksam hayatimda ilk defa uc boyutlu bir film izledim ve cok sevdim: Dunyanin Merkezine Seyahat (galiba?). Tamamen eglencelik bir filmdi. Bu uc boyut olayi neden bilgisayar oyunlarinda yaygin degil ki?
0 Comments:
Post a Comment
<< Home