Tuesday, October 11, 2005

Gecmise suzulus







An Gelir'i dinliyorum su an... Nazilli Lisesi'nden eve gelisim o kis gunlerinde. Ve ablamlarin aldigi An Gelir kasedini kesfedisim... Bu nedir yaa diye kucumseyici bir bakisla kasetcalara koydugum kasette bu sarki ve Metrisin Turkusu sarkilarina tutulusum. Hic bir seyden anlamadigim halde. Siyasetin s'sini bilmedigim yillarda. Sanirim siirin guzelligi, sozlerin sarmalayiciligi, Ahmet Kaya'nin sesinin ictenligi, bilmiyorum, bir seyler iste... Hoporlerini ayirabildigim bir kasetcalardi. Philips. Ilk muzik setimizdi. Kolonlari kulaklarima dayardim. Ve bu sarkilar bir sekilde mest ederdi. Kac yasinda miydim? Sanirim Lise1'di, demek ki 13. Su an ayni sekildeyim; kulakliklarim takili, komsulari rahatsiz etmemek icin. Ancak boyle sesini yuksek dinleyebilirim... A. Ilhan ne demek istemisti buralarda, her bir misrasinda bir derinlik. Pir Sultan'i arastirmistim Buyuk Larousse ansiklopedisinden. Ilgincti. Hem de cok ilgincti... Sonra Borkluce Kemal... Seyh Bedrettin'de buldugum bir tat, dusuncelere dalis gidis...
Sonra Nazim Hikmet, ve sonra Kurtulus Savasi Destani. A. Kaya onu da okumustu. Ve bence cok da guzel okumustur. Kimseyle A. Kaya'nin nasil bir insan oldugunu tartismayacagim. Sarkilari cok guzeldi, bir cogu yani. Cok da guzel siir okuyordu bence. Tinime (ruhuma) dokunabilen nadir okuyuslardandi. Lise'deki edebiyat derslerimizde okudugumuz siirler gibi degillerdi. Bir seyler vardi icinde. Benim icimde var olan bir seylere mi dokunuyordu ve besliyordu onu, yoksa icime bir avuc tohum mu atmislardi. Bilmiyorum... Bildigim su; cocukken babama sarildigimda duydugum o isci kokusu, o emekci kokusu o tohumlardan cikan filizleri besliyordu. Babamin neden saatlerce calismak zorundu oldugunu bilmeden "cok calistigini" biliyordum. Nedenlerini sonra ogrendim... Coca Cola'yi icebilmek lukstu. Madran gazozunu icmek ise buyuk sans... Yazin bir kere dondurma yiyebildigimizde o yaz yuzumuz gulerdi... Ataturk'u baska turlu de dusunebilmenin garip bir guzelligi vardi bakis acima getirdigi enginlikle birlikte. Nazim'in Kurtulus Savasi Destani'nda anlattigi gibi bakabilmek o bagimsizlik savasina. Ve anlayabilmek Turkiye insanini... Sadece o maresallere, o komutanlara takilmadan anlayabilmek bir bagimsizlik mucadelesini.
Sonra Deniz'i, Yusuf'u, Huseyin'i anlayabilmek. Neden Tam Bagimsiz Turkiye diye canla basla mucadele ettiklerini dusunebilmek... 16 yasindaki Erdal Eren adli bir cocugun nasil 18 yasina yukseltiliverip idam edildigini anlamaya calismak... Zor yillardi. Hic kolay olmadi... Cok dusunuldu, cok okundu, cok tartisildi, cok kafalar patlatildi, cok heyecanlar paylasildi... Evrilindi... Degisim oldu... Metris daha iyi anlasildi. "Anne"nin neden Metris'in onunde bekledigi anlasildi. Sarabin gazabindan neden korkuldugu ogrenildi. Sokaklari kusatanlar goruldu... Uzun carsida onumden kosturup gecen gencleri gordugumde ve "Baba ne oluyor" dedigimde "Sag Sol catismasi oglum" cevabinin derin anlami daha bir icime gelip oturdu. Asagi Nazilli solcuymus yukari Nazilli sagci, veya tam tersi, hatirlamiyorum. Son umudun kirilmasi nasil olurdu o ogrenildi sonra. Sonra Bir Gun Tek Basina'yla tanisildi. Didem okuyordu, onda gordum ilk. Sonra ben de okumaya basladim. Ablamda da varmismis o kitap, ne bilirdim. Oradaymis, rafta. Aldim okumaya basladim... Cok sey degisti, ufuk, bakis acisi... Lili Marlen Turkusu'yle ogrenildi baska seyler tabii An Gelir'li yillarda. Zaagrep neresiymis. Neden o radyoda o turku calarmis. Siperlerde neden ve nasil ates tokusturulurmus. SSCB'nin Izmir fuarindaki standindan hayranlikla ayrilan o kucucuk Muhsin geldi aklima sonra. Ve nedense uzay yarisinda SSCB'yi tutus cocukca :) Sosyalizm maddesinin Buyuk Larousse'dan okunmasi defalarca. Ve ne yalan soyleyeyim bir sey anlamayis defalarca, o yasta. Kac mi? Sanirim 13, 14 yine. Muzaffer Izgu'nun Okkes ile biraktigi bir iz. Aziz Nesin'in oykuleriyle kazinmis bir seyler... Cahit Kulebi'nin ve babamin biraktigi vatan sevgisi... Bir yerlere evriliyordum. Guzel bir yerlere... Nevzat Celik sonra... Safak Turkusu'nun acisi. Ve N.Celik'i gorusum kitap fuarinda. Sonra Enver Gokce. O ictenlik o yurek dolusu seslenis.

Ve Ahmed Arif... Bu kadar mi guzel guler bir insan... En sevdigim sair... Cok karisik duygularim...

"Karanliga bakip durma/beni orada arama/ben gunesin icindeyim/beni sabahlarda ara" sozleriyle dusunmek. Neden bu insanlarin bu kadar dert cektigini anlamaya calismak. Vatan haini olmak ne demek, neden vatan haini bir insan bu kadar vatanini seviyor olsundu ki? Soru isaretleriyle bogusmalar. Ve cikislar...

Iste boyle...

0 Comments:

Post a Comment

<< Home